fosiller nedir resim

Fosil nedir? Fosiller, eskiden yaşayan organizmaların korunmuş kalıntılarıdır. Yaklaşık 3.5 milyar yıllık bir geçmişi olan bu fosiller, Dünya tarihi dönemleri hakkında çok  önemli ipuçları verirler. 

Yaşamın başlangıcı, bilim adamları ve tanrıbilimciler arasında uzun süreden beri yürütülen bir tartışmanın kaynağını oluşturur. Birçok kültürde yaşamın başlangıcına yönelik öyküler bulunur. Bu öykülerde insanlar daima yaşam sürecinin merkezini oluşturur.

Bazı tanrıbilimcilerin yaşamın başlangıcı olarak belirtikleri tarih yalnızca birkaç bin yıl öncesine dayanır. Örneğin; 1650’de İrlandalı bir papaz dünyanın MÖ 4004’te yaratıldığını ileri sürmüştü. Ona göre kayaların içinde bulunan ve fosil adı verilen kabuk ve kemikler, İncil’de bahsedilen soyu tükenen yaratıkların kalıntılarıydı. Ancak; gezegenin, bu kadar kısa bir sürede, böylesine büyük değişimi nasıl geçirdiğini izah etmenin olanağı  yoktur. 

1800’Ierde tanrıbilimciler, halen sürmekte olan küçük değişikliklerin, dağların yükseliş ve çöküşü ile fosillerin bulunuşunu açıklayabildiğini fark ettiler. Yine aynı yıllarda bilim adamları Dünya’nın 20 milyon yıldan daha yaşlı olduğunu belirlediler. Günümüzde ise kayaların yaşı, içlerinde bulunan radyaktif elementlerin ölçülmesiyle kesin olarak hesap edilebilmektedir.

Örneğin; karbonun radyoaktif formunun belirli bir hızla bozulduğu bilinmektedir ve bu bilgi odun kömürü yaşının 50.000 yıla kadar hesap edilebilmesine olanak tanımaktadır. Diğer elementler daha eski kayaları tarihlendirebilir ve Dünya tarihinin 4.5 milyar yıl önce başladığını ortaya koyar.

Fosiller Nasıl Oluşur?

Bir organizma öldüğünde kalıntıları gömülecek ve yavaşça fosilleşecektir. Genellikle; yalnızca sert kısımları (kabuk veya kemik) varlığını sürdürecektir. Bazen; kalıntılar ağır ağır taşlaşır. Ancak; fosiller sıklıkla birçok orijinal molekülü ihtiva eder. Moleküller palaontoloji adı verilen yeni bir bilim dalı kimyasalları ve hatta yok olan türlerin genlerini halen yaşamlarını devam ettiren türlerle karşılaştırır.

fosillerin oluşumu
Fosillerin Oluşumu

Fosiller Üzerine Çalışmalar

Fossiler üzerinde yapılan ciddi çalışmalar, benzer yaşam formlarının Dünya’nın farklı bölgelerinde ve aynı zaman dilimi içerisinde var olduğunu açığa çıkarmıştır. Sonuç olarak; kayaların tarihlendirilmesi için fosiller yararlı olmuştur.

Kayalarda bulunan ve zaman içerisinde değişim geçiren farklı fosil tipleri evrim şemasının tarihsel gelişimini ortaya koymaktadır. Bu değişiklikler bazen yavaş ve kademeli olurken, bazen de bütün bir bitki ya da hayvan türü grubunun bir tabakadan diğerine ortadan kaybolduğu çok ani değişiklikler görülebilmektedir. Diğerleri yok olurken çok az sayıdaki türün milyonlarca yıl değişmeden kalmayı başarabildiği görülmektedir.

Bazen bir değişiklik sonucunda, Dünya’da tamamen yeni türler tarafından mesken tutulduğu görülmektedir. Bu değişiklikler jeolojik dönemlerin sınırlarını belirler.

Dönem aralıklarının büyük felaketler (bazıları büyük göktaşları ya da kuyruklu yıldızların gezegenimize çarpması ile yaşanan iklim değişiklikleridir) sonucunda oluştuğu düşünülmektedir.

65 milyon yıl önce Tebeşir Dönemi‘nin (Cretaceous) sonunda tüm dinozorların da içinde yer aldığı binlerce türün yok olduğu bilinmektedir. Bu dönemde, ayrıca; Meksiko Körfezi’ne büyük bir kraterin çarptığı görülmektedir. Bir kilometre çapında olduğu tahmin edilen bir krater Dünya’ya çarparak suları buharlaştırmış ve gezegenin çevresinde büyük bir toz bulutu oluşturmuştur. Toz bulutu Güneş enerjisini bloke etmiş ve küresel orman yangınlarını başlatmıştır.

225 milyon yıl önceki Permian Dönemi‘nde çok daha fazla sayıda tür yok olmuştur. Gerçekte; farklı derecelerdeki toplu yok oluşlar jeolojik dönemlerin sınırlarını belirler. 

jeolojik zamanlar tablosu

Fosil Nasıl Oluşur

Yaşamın son 65 milyon yıllık öyküsüne memeliler geniş yapraklı ağaçlar ve çiçekli bitkilerin yükselişi damgasını vurmuştur. Bundan yaklaşık 200 milyon yıl öncesine kadar karada dinozorlar ve akrabaları hüküm sürerken, sıcak denizlerde zengin çeşitliliği olan bir deniz yaşamı bulunuyordu.

Yaklaşık 300 milyon yıl önce görülen Karbon Dönemi’nde (Carboniferous) geniş bataklıklar, ağaç boyundaki eğrelti otları gibi ilkel gür bitki gruplarının büyümesine olanak tanıdı. Bu bitkilerin kalıntılarından kömür rezervleri oluştu. Bu dönemin daha öncesinde karadaki yaşamın varlığına ilişkin çok fazla kanıt yoktur. Ancak; okyanuslar yaşam doluydu.

600 milyon yıl önceki Ön Kambriyen Dönemi’nde (Precambrian) yaşam nadiren görülmekteydi. Bu dönemde Dünya’da az sayıda büyük bitki ve hayvan bulunuyordu.

Jeolojik zaman, her biri farklı fosil yaratıklarıyla karakterize edilen bir dizi döneme ayrılmıştır. Ön kambriyen dönemi Dünya tarihinin yüzde 85’lik bir dilimini temsil eder . Ancak bu döneme ait kayalar çok az korunabilmiştir ve çok az sayıda dev yaratık fosil bırakmıştır.

Belirli koşullarda yumuşak yapıya sahip yaratıkların kalıntıları fosilleşir.Mesela Stromatolitler gezegenimizin en eski canlı organizmaların fosilleşmiş kalıntılarıdır. Avusturya Stromatolitleri 3.5 milyar daha eskidir.

Ortak Bir Ata

Dünya’daki yaşam 3.6 milyar yıldan daha önce başlamış olmalı. Dünya’nın bileşiminde bulunan kimyasallar, yeni gezegenin soğumasından kısa bir süre sonra uzaydan temin edilmiştir.

Ancak; üç milyar yıl boyunca mikroskobik bakteriler ve yosunlar hüküm sürmüştür. Daha sonra iklimde görülen değişiklikler ve büyük kıtasal ayrılmalar sonucunda besinler açığa çıkmasıyla çok sayıda çok hücreli bitki ve hayvan görülmeye başlamıştır.

Yaklaşık 600 milyon yıl önce, bugün yaşamakta olan çok sayıdaki organizma grubunun ataları ortaya çıktı. Onların arasında belki de bizim uzak atamız da bulunuyordu. 

84 / 100
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

By Bilal Boğday

Bilim aşığı, araştırmacı bir mühendis olarak, doğru ve gerçek bilgiye ulaşmaya bir nebze katkı sağlamak amacı ile Bilim Kültür'ü 2020'de kurdum. Bu sitede gördüğünüz bir çok bilim, teknoloji, mühendislik ve daha bir çok kategorideki yazıları oldukça ciddi kaynaklardan toplayarak sizin için araştırıyor, çeviriyor, düzenliyor ve yayına sunuyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir